H. BADER ARSLAN İLE “2020'NİN 2. YARISINDA EKONOMİDE NELER BEKLENİYOR” WEBİNARI

H. Bader ARSLAN'ın anlatımı ve sunumu ile “2020'nin 2. Yarısında Ekonomide Neler Bekleniyor?” Webinarı 65 kişinin katılımı ile 14 Temmuz 2020 tarihinde saat 14.00'te Zoom – Webinar uygulaması üzerinden online olarak gerçekleştirilmiştir.

Toplantıya katılanlar, aşağıdaki konularda bilgi sahibi olma imkanına kavuşmuşlardır:

Yılın ilk yarısını geride bıraktık. Bu döneme ait ihracat, ithalat, elektrik tüketimi, tüketici güveni, reel sektör güveni ve ekonomik güven endeksi verileri açıklanmış durumda.

Yılın ilk üç ayını kapsayan 1. çeyrek, aynı zamanda COVID-19 öncesi dönemi; sonraki üç ayı kapsayan 2. çeyrek ise COVID-19 ile geçirdiğimiz dönemi gösteriyor. PMI ve tüketici güven endeksi COVID-19 öncesi seviyelerine çıkarken, ihracat, ithalat, elektrik tüketimi, reel sektör güveni ve ekonomik güven henüz salgın öncesi düzeylerinin altında seyrediyor. Haziran ayı PMI endeksi 53,9'a yükselerek eşik değer olan 50'nin üzerine çıktı, COVID-19 öncesi düzeyine döndü ve son 28 ayın en yüksek değerine ulaştı.

İhracat ilk 2 aydaki zayıf artışların ardından mart, nisan ve mayısta sert düşüş gösterdi. Takvim etkisi ve küresel talepte başlayan canlanma ile Haziran'da yüzde 15,8 arttı. İthalat, önceki yıldan gelen baz etkisi ve iç talepteki nispi canlılık nedeniyle ihracata göre daha katı bir görünüm sergiledi. Haziranda 7 gün fazlasına rağmen, ilave gümrük vergilerinin de etkisi ile artış sınırlı kaldı. Önümüzdeki aylarda ihracat ve ithalatta gerilemenin devam ettiğini göreceğiz.

Tüketici güven endeksi nisanda dip yapıp mayıs ve haziranda arttı ve son 14 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Endeks uzun süredir oldukça düşük seviyelerde. Bildiğiniz gibi 100'ün altı tüketici güveninde kötümser duruma işaret ediyor. 

Büyüme anlamında ilk çeyrek verisine göre %4,5'lik büyüme ne anlam ifade etmektedir? İkinci çeyrekteki tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de daralma bekleniyor. 

Reel sektör güveni sanayi işletmelerinin gelecek beklentilerini ölçüyor. Nisanda 2008'den bu yana en düşük değerine indikten sonra mayıs ve haziranda yükseldi. Ancak hala COVID-19 öncesi dönemin altında. Ekonomik güven endeksi de nisanda 51,3 ile dip seviyesine indikten sonra iki aydır artış göstermesine rağmen, COVID-19 öncesi düzeyinin altında.

Sanayi üretim endeksi, işsizlik, perakende satışlar, turizm istatistikleri gibi veriler gecikmeli açıklandığı için henüz ilk 6 aydaki sonuçlarını net olarak bilemiyoruz.

Yılın yarısı bitti, kalanında ne olacak?

İhracat son 20 yılda yaklaşık 6 kat arttı. Ancak bu atılımın büyük kısmı ilk 10 yılda gerçekleşti. 2008 krizinden sonra ise tüm dünyada olduğu gibi Türkiye dış ticaretinde büyüme oranı düştü. İhracatta 2001 yılında 40 milyon ton civarında iken 2018 yılında 130 milyon ton civarına çıkmışsa da dolar/kg bazında son 10 yıldır düşüş söz konusu. Bunun temel sebebi ise fiyat rekabeti. Türkiye'de ihracatçıların birbirleri arasında fiyat rekabetine girmesi oldukça yanlış. Daha da kötüsü, 2020 aylık verilerine göre dolar bazında ihracat kilogram verileri tüm yılların en düşük seviyelerine yaklaşmış durumda.

IMF, iki hafta önce pek çok ülkenin büyüme tahminini aşağı çekmesine rağmen, Türkiye için büyüme tahminini eksi yüzde 5'te sabit tuttu. İhracat pazarlarında büyüme tahminleri aşağı çekilirken, turizm gelirleri azalırken, Türkiye'nin büyüme tahmininin eksi yüzde 5'te tutulmasının ana nedeni, iç talebin önceki tahminlerden hızlı büyüyecek olması gibi görünüyor. Düşen kredi faizleri, artan kredi talebi ile tüketici ve sektörel güven endekslerindeki hızlı normalleşme ve atılan diğer adımlar 2020'de iç talebin dış talebe göre daha iyi bir performans ortaya koyacağına işaret ediyor.

Yılın 2. yarısında net ihracat tarafından negatif, tüketim ve kamu harcamaları destekli iç talep tarafından kayda değer bir pozitif katkı göreceğiz. Böylece 2. çeyrekte hızla daralacak olan ekonomimiz 3. çeyrekte sert bir sıçrama yapacak. Ancak bu sıçrama kriz öncesine dönmeye şimdilik yeterli olmayacak.

Asıl kritik olan dönem ise 4. çeyrek. Kredi büyümesinin bu dönemde devam edip etmeyeceği, turizm gelirlerinin ne olacağı, ihracatta daralmanın ne hızda devam edeceği, hızlı kredi büyümesinin ne kadar enflasyon yaratacağı bu dönemdeki performansımızı belirleyecek.

Yıl sonunu kaç büyüme ile tamamlayacağımızı söylemek şu aşamada çok zor. Ancak IMF tahmininden daha iyi bir sonuç alacağız.

İhracat yılın ilk yarısında yüzde 15 düşüşle 75 milyar dolara geriledi. Haziran'daki gördüğümüz yükselişin ana nedeni, Haziran 2019'da 9 günlük kurban nedeniyle 15 iş günü çalışmamıza karşılık Haziran 2020'de 22 iş günü olması. Bu nedenle Haziran'da artış gelmesi, bizleri yanıltmamalı. İhracatta gerileme bitmedi, devamı geliyor.

İhracatımızı belirleyen en önemli faktör hedef pazarlarımızın büyüme hızı. Avrupa ekonomisinde yüzde 10, ABD'de yüzde 8, Rusya'da yüzde 7, Ortadoğu'da yüzde 5 civarında daralma beklentisi varken ihracatımızın artması ihtimali yok. Yılın kalanında ihracatımızda gerileme devam edecek. Nisan-Mayıs'taki gibi sert olmayacak ama yine de çift haneli hızlarda düşecek. 2019'da 180 milyar dolar olan ihracat 2020'de 150-155 milyar dolar civarına inecek.

2008-2009 küresel krizinde ihracatımız 132 milyar dolardan 102 milyar dolara düşmüş, yıllıklandırılmış ihracatın kriz öncesi düzeyine dönmesi 37 ay sürmüştü. Şu anda dünya ekonomisi, 2008 krizinden daha büyük, daha sert bir kriz yaşıyor. Ama nedeni finansal ve ekonomik gelişmeler değil, virüs salgını olduğu için toparlanma daha hızlı olabilir.

Tüm dünyada korumacı, ithalatı kısıtlayıcı tedbirler alınıyor. Ancak 2008 krizinde olduğu gibi diğer ülkeler bu durumdan şikayetçi değil. Beklenen bir durum. Uzaktan satışlarda ise %100'ün üzerinde artış söz konusu. İhracatçıların küresel alışveriş web sitelerine girilmesi gerekiyor. Beklenti, pandemi öncesine göre yüksek bir dengelenme noktasında kalacağı yönünde. Ayrıca elektronik, hırdavat ve mobilyada da uzaktan satışta ciddi bir artış var.

COVID-19 etkisiyle donan iç talep Haziran'da yeniden canlanmaya başladı. Normal şartlar altında iç talepteki canlanmanın ithalatı sıçratmasını bekleriz. Ancak son aylarda artan gümrük vergileri ithalatı yavaşlatıcı bir etki yapacak. Bu vergi artışı ile hükumetin amacı artan iç talebin, mümkün olduğu kadar yurt içinde yapılan üretimle karşılanmasını sağlamak. Bununla birlikte, gerileyen kredi faizlerinin gümrük vergilerindeki artışı telafi edici bir etkisi olacağı muhakkak.

Mevduat faizlerindeki düşüş, insanları başka yatırım araçlarına ve harcamaya yönlendiriyor. Bu harcamaların bir kısmının ithalata kayması da kaçınılmaz. Bu nedenlerle ithalatın yılın kalanında nasıl seyredeceğini bir tarafında düşen kredi ve faizler ile ertelenen talebin yeniden devreye girmesinin yer aldığı ithalatı artıran bir grup faktör ile ilave gümrük vergilerinin ithalatı azaltıcı etkisi arasındaki dengenin sonucu belirleyecek. Ben bu mücadelede ilk bir iki ay ilave gümrük vergilerinin baskın rol oynayacağını ve ithalatı frenleyeceğini, ancak izleyen aylarda ibrenin tekrar hızlanacağını düşünüyorum. Yılın ilk yarısında yüzde 3,2 düşen ithalat, bu nedenle, ikinci yarısının sonunda da benzer bir performans gösterecek. 2019'da 210 milyar dolar olan ithalatımız 2020'yi 200 milyar dolar civarında tamamlayacak.

Bugün açıklanan geçici verilere göre Haziran ayında ihracat yüzde 15,8 artışla 13,5 milyar dolar; ithalat ise yüzde 8,2 artışla 16,3 milyar dolar oldu.

1-İhracatta Gerileme Bitti mi?

Ocak ve Şubat aylarında yüzde 5,9 ve yüzde 2,1 artan ihracat Mart-Nisan-Mayıs aylarında sırayla yüzde 18, 41 ve 41'lik gerileme yaşamıştı.

Yüzde 15,8 ihracat artışı güzel bir gelişme ancak bugünkü artışa rağmen ihracatta gerileme bitmedi. Sonraki aylarda düşüşün devam edeceğini göreceğiz.

2-İhracatta ve İthalatta Artışın Nedeni Ne?

Artışın 3 nedeni var.

Birincisi takvim etkisi. Ramazan Bayramı 2019'da haziran ayına denk gelmiş ve tatil 9 güne uzatılmıştı. Bu nedenle (hafta sonlarını da çıkarınca) geçen yıl 15 günü vardı. Bu yıl Bayram Mayıs'a geldi ve Haziran'da 22 iş günü vardı. Dolayısıyla herkes 7 gün daha fazla çalıştı.

İkincisi, Nisan ve Mayıs'tan farklı olarak küresel talepte bir toparlanma olduğu aşikâr. Yani ülkelerin ithalatı önceki aylara göre daha canlı. Bu da bizim ihracatımızı destekleyen bir unsur. İthalatımız için de aynı şey geçerli.

Üçüncüsü, gecikmiş talep etkisi. Nisan ve Mayıs'ta kriz nedeniyle bir anda duran talep yeniden canlanmaya başladı ve bu iki ayda talebi ertelenen mallar Haziran'da ihraç ve ithal edilmeye başladı.

Birinci etki bir seferlik ama çok büyük bir etkiydi. Bundan sonra bu etkiyi görmeyeceğiz. İkinci ve üçüncü etkiler Temmuz ve sonrasında devam edecek.

3-Vergi Artışlarına Rağmen İthalat Neden Düşmüyor?

Aslında öyle değil. Vergi artışlarının ithalatı yavaşlatan bir etkisi var. Ama tıpkı ihracatta olduğu gibi ithalatta da 2020 Haziran döneminde, önceki yıla göre 7 iş günü fazla olmasının ciddi bir etkisi var. 2020'de 22 işgününde, 2019'da 15 işgününde yapılan ithalattan yüzde 8 daha fazlası yapıldı. Gün sayısı eşit olsaydı ithalatta da ihracat gibi gerileme olurdu.

4-Küresel Ticarette Toparlanma Ne Zaman?

İhracat ve ithalatta yaşanan gelişmeler Türkiye'ye has bir durum değil. Dünya genelinde ticarette çok sert bir daralma yaşandı ve bu daralmadan çıkış yavaş yavaş olacak. Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası örgütlerin tahminlerin ortalaması bu yıl yüzde 15-20 civarında bir gerileme olacağını gösteriyor. Nisan ve Mayıs, COVID-19 döneminde küresel ticaretin en kötü ayları olarak geride kaldı ama tedirginlik hala devam ediyor. İkinci büyük bir şok gelmezse küresel ticarette Eylül-Ekim dönemi ile birlikte yeni bir ivmelenme görebiliriz.

Cari Denge

2019'da 8,7 milyar dolar fazla veren cari denge, 2020'nin ilk 4 ayında toplam 12,7 milyar dolar açık verdi. Bunda ihracatın ithalattan daha sert düşmesi ve turizm gelirleri ile seyahat gelirlerinin dibe vurması etkili oldu. Son haftalarda başlayan normalleşmenin turizm ve seyahat gelirlerini kademeli olarak artıracağını göreceğiz. Ama mal ihracatında zayıf seyir devam edecek. En yüksek fazla verme potansiyeli olan Temmuz-Eylül döneminde cari denge açık verecek. Bu nedenle yılın geri kalanında cari açık büyüyecek.

Sanayi Üretimi ve PMI

COVID-19 nedeniyle hızla düşen PMI ve sanayi üretimi, haziranda sevindirici bir toparlanma gösterdi. Temmuz ve sonrasında daha ılımlı ve yatay bir seyir bizleri bekliyor olacak. PMI önümüzdeki aylarda da 50'nin hafif üzerinde değerler alacak. Ancak hazirandaki gibi 53,9 ve üzeri değerleri yaygın olarak görme olasılığımız düşük.

Konut satışlardaki patlamanın öne çıkan dört nedeni var:

1-Yılın ilk aylarında biriken talebin harekete geçmesi,

2-Cazip seviyeye gelen kredi faizleri,

3-Düşen mevduat faizlerinin konutun yatırım aracı pozisyonunu güçlendirmesi

4-Takvim etkisi

Online tedarik zincirlerine dahil olarak Türkiye'nin Çin'in ihracatından pay alması fırsatı şu an mevcut. Pandemi sürecinde ithalatı en az azalan ülke Çin. Ancak Çin'e ilk kez ihracata yönelmek en az 3 yıllık bir süreç. Yine de firmalarımız günü kurtarmaktan vazgeçip uzun vadeli beklentilerle Asya ülkelerine ve Güney Amerika'ya yöneltmeli. Avrupa Birliği'ne yapılan ihracat bütün ihracatımızın yarısı. Bu durum kırılmalı ve diğer pazarlar keşfedilmeli, ihracat pazarlarımız çeşitlendirilmeli.

Ekonomist H. Bader ARSLAN anlatım ve sunum sonrasında soruları cevaplandırmıştır.