Diksiyoncu İsmet TOPALOĞLU İle Diksiyon Ve Davranış-I

Diksiyoncu İsmet TOPALOĞLU'nun anlatımı ile “Diksiyon ve Davranış” Eğitimi 8 Temmuz 2020 tarihinde saat 14:00'de Zoom-Webinar uygulaması üzerinden online olarak, 186 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

Diksiyoncu İsmet TOPALOĞLU, anlatımında özetle aşağıdaki konulara yer vermiştir;

İnsanların konuşmaları, dinleme üslubu, konuşurken vücut dili insan niteliklerini anlamak için çok önemli. Kişi zeka ile duyguyu beraber kullanabiliyor mu? Duygusal zekası hangi sevide? Sorularının cevapları iletişim yeteneğini belirlemede ve başarıda çok etkili. Gönülden konuşma kendini iyi ifade etmenin en öncül unsuru. Sesin doğru kullanımı kendini ifade etmenin temel unsuru. Her çıkardığımız sesin arkasında bir anlam mevcuttur. Dinlemeyi iyi biliyorsanız bunu anlayabilirsiniz. Fakat ön yargısız dinlemek ve anlamak gerekir. Çocuğa ders verici masal anlatma onun konuşma ve duygularını anlatma yeteneğini geliştirir.

Dudaklar iyi kullanılmalı, üst dudak tembelliği önemli bir eksikliktir. Dili etkili kullanma diksiyon ve duygu aktarımı açısından çok etkili. Tonlama, vurgu ve doğru telaffuz duygu ve düşünme aktarımında çok önemli. Konuşmanın yakıtı nefestir. Nefesi diyaframdan almak gerekir. Diyafram, göğüs, gırtlak ve kafa sesi farklıdır. En etkili olan diyafram sesidir. Amaca göre bu ses kaynaklarını kullanmak gerekir. Ses kaynaklarını yanlış kullanma yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Konuşma kibarlığı, dinleme terbiyesi ile başlar. Anlattığınız konuyu hayal ederek anlatmazsanız, duygu ve düşüncenizi tam olarak yansıtamazsınız. Hayallerin ayaklarının yere basması gerekir. Karşınızdaki kişilerin hayallerini de dikkate almanız gerekir. Konuyu hayal edip tasarlanan hayali anlatmaya yönelik konuşma anlaşılmayı ve doğru duygu, düşünce aktarımını kolaylaştırır. Rüyalarımızı kesintisiz ve teklemeden anlatabilmemizin sebebi de budur. Hayaller konuşturulursa senaryo kişiye ait olduğundan anlatım bozukluğu yaşanmaz. Gönül sesi, en güzel anlatım üslubudur.

Bazı insanlar konuşurken çok hızlı konuşuyor, kimi o kadar yavaş konuşuyor ki cümlesini unutuyor. Ancak kimi konuşurken karşısındakiler, ne kadar geveze olurlarsa olsunlar, onun sözünü kesmeye cesaret edemiyorlar. Öylesine lezzetli bir konuşma oluyor.

İnsan niteliklerini anlayabilmek için özel tercihleri, terbiyesi, tercihleri ve seçimlerini dikkate almalıyız. Sadece akılla konuşursanız, çok zeki olsanız da duygular o düşüncelere yetişemeyeceğinden fikirler bir araya gelip ifade edilemezler.

Kurum içi iletişimlerde konuşarak saygınlığı sağlamakta zorluk çekenler, saygınlığı ıskalayarak, tek alternatif olan otoriteyi kurmaya çalışırlar. Otorite; bireysel başarıyı, saygınlık ise toplam başarıyı sağlar. Ekip olabilmenin ön koşulu, birbirini anlayan ve anlatabilen vasıflara sahip olabilmektir. Çünkü; Dünya'da öğrenilmesi gereken ilk dil, tatlı dildir.

Dili büyüklerimizden öğreniriz, ama fonetik yapısını da öğrenmeliyiz.

Konuşarak yönetiyor ya da yönetiliyoruz. Savaşları; konuşmayı ve ikna etmeyi beceremeyen liderler başlatıyor, konuşma ve ikna yetenekleri yüksek olan liderler ve arabulucular vasıtası ile de barışları yaşıyoruz. Konuşmalarımızla evlenip yuva kuruyor ama ağzımızdan çıkanlara dikkat etmeyip düşünmeden konuşup yuvalar yıkabiliyoruz.

Galatı meşhurlara, yanlış kullanımlara dikkat etmek gerekir. Aynı anlama gelen kelimeleri cümlede kullanmamak gerekir. 

Kişisel tavır ve imajda altı unsur önemli. Konuşmada, davranışta, kıyafet ve makyajda, yaşam kalitesinde, eğlence ve sosyal hayatta, sahne, kürsü ve toplum karşısında kişisel imaj. Bunlardan birinin eksikliği imajı zayıflatıyor.

Otoriteyle saygı arasındaki ilişkiyi kurumsal yapılarda iyi ayarlamak gerekir. Her otoriter davranış saygıyla sonuçlanmaz. Saygılı davranışlarla otorite sağlayabilirsiniz.

Konuşarak yönetiyor ya da yönetiliyoruz. Dil varlığın evidir. Konuştuklarınız sizi ele veriyor.

Kurum içi iletişimlerde konuşarak saygınlığı sağlamakta zorluk çekenler, saygınlığı ıskalayarak, tek alternatif olan otoriteyi kurmaya çalışırlar. Otorite; bireysel başarıyı, saygınlık ise toplam başarıyı sağlar. Ekip olabilmenin ön koşulu, birbirini anlayan ve anlatabilen vasıflara sahip olabilmektir. Çünkü; Dünya'da öğrenilmesi gereken ilk dil, tatlı dildir.

Eğitim verilen gruplara; anlatımların ezbere yönelik değil, konuyu hayal edip tasarlanan hayali anlatmaya yönelik bir eğitim verilir. Rüyalarımızı kesintisiz ve teklemeden anlatabilmemizin sebebi de budur. Hayaller konuşturulursa senaryo kişiye ait olduğundan anlatım bozukluğu yaşanmaz.

Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın ya da hangi milliyete ve mezhebe mensup olursa olsun, insan da kullanım biçimine göre 4 türlü ses vardır. Diyafram, Göğüs, Gırtlak ve Kafa sesleri. İşte bu sesler doğru zamanda doğru yerde kullanılırsa bir anlam ifade eder. Diyafram sesleri ikna ve sitem, göğüs sesleri iddia ve kararlılık, gırtlak sesleri küçümseme ve ısrar, kafa sesleri de telaş ve abartıyı yansıtır.

Katılımcılara metinler okutularak telaffuz yanlışlıkları, üst dudak tembelliği, isteksiz ve ruhu olmayan seslerin çıkarıldığı burun seslerinden uzaklaştırılır. Bir ürünü bir mamulü ya da bir insanı iyi anlatabilmek için konuyu özneyi iyi bilmek gerekir. Satış ve pazarlama konusunda ki anlatım tekniklerinin ses ve konuşma davranışına yönelik tüm detayları tatbiki olarak uygulamalı öğretilir.

Beden dili, Dünya'da yalanı olmayan tek dildir. Beden dili; konuşan vücutlarda anlatım estetiği, vurgu ve tonlama kolaylığı sağlar. Özellikle hızlı konuşma biçimine alışık olanları bu yanlış alışkanlıktan beden dili kurtarır. Çünkü ellerini ve kollarını ağızları gibi hızlı bir biçimde kullanmak mümkün değildir. Konuşma temposu beden dilinin temposuna uyum sağlamak zorunda kalır.

Telefon konuşmalarında muhatabın yüzünü göremeyiz ve kendisini tanımayız. İşte burada ses renklerinin konuya ve muhataba uygun bir biçimde kullanımı; iknayı, tersi de itirazı ve kişilik mücadelesini tetikler. Telefonla konuşmada; randevu alma, ikna etme, satış ve sunum yapmadaki kalıcı etkiler, ses renklerinin doğru kullanımı ve konuşmada davranış kalitesinin üst seviyede tutulması ile mümkündür.

Harflerin ağızdan çıkış biçimleri önemlidir. Harfler ağızdan doğru çıkmazsa kelimeler ve cümlelerdeki bozuk sunumların önüne geçilemez. Şive ve aksan farklılıklarının sebebi fonetik alfabeyi bilmemekten kaynaklanır.

Toplum karşısına çıkıldığında ya da zengin alımlı ve gösterişli bir müşteri ile yapılan diyaloglarda, akılda oluşturulan cümlelerin heyecandan kaybolup gitmesini engelleyen teknikler öğretilir. Ezbere konuşmanın yerini duygusal zeka aldığında anlatımda öz güven oluşturulur ve iknaya yönelik anlatım teknikleri öğretilir.

Eğitimlerdeki öğrenme ve öğretme kalitesinin yüksekliği gurupların sayısı ile ters orantılıdır. Grup sayılarının az olması, kişilere verilecek bireysel eğitimin zamanını arttırdığından, kullanılan zamanın önemli bir bölümü, dinlemekten çok bireysel uygulamalara fırsat yaratır. Çünkü diksiyon eğitimi dinleyerek sadece hayranlık ama uygulamalı olarak ta kalıcı başarılar yaratır.

Anlatım sonrasında Diksiyoncu İsmet TOPALOĞLU, katılımcıların sorularını yanıtlamıştır.